karamsarlık

 

Siz çok değerli ama bir o kadar da var olmayan okurlarımı, selamların en güzeliyle –Allah’ın selamıyla- selamlıyorum. Bugüne kadar bu blogda çok şey yazdım çizdim. Kimi zaman şiir, kimi zaman ise nesir… Fakat net olarak söyleyebilirim ki; bunların hiç biri belli bir disipline bağlı olarak yazılmadı. Başka bir deyişle “çalakalem” olarak yazıldı.

Çalakalem yazışımın sebebini biraz tembelliğime veriyordum. Halen daha da tembelliğimin yerini inkar edemem. Ancak yeni bir şey daha keşfettim. Her yazarın(yani geniş zamanda yazarın…) bir köşesi ya da bir çöplüğü vardır. Belki de bugüne kadar bu çöplüğü keşfedememiştim. Bugün bu çöplüğü bulduğuma inanıyorum.

Bu çöplük, ruhumun derinliklerindeki karanlık. Kötü olasılıkları (fıkhi deyişle vesveseleri) her zaman ön plana alan ve onlar içinde yaşayan tarafım. Evet, ben böyleyim. Doğam bu. Beni dizayn eden programcım, böyle bir yazılım yaratmış. Diyecek yok. Herkesin kendine has farklı bir yazılımı var… Elbette ki hayatın içinde güzellikler de var. Belki kötülüklerden daha fazla… Ama güzellikler duygu dünyamda büyük bir tesir uyandırmıyor. Geneli mutlu eden şeyler beni mutlu etmiyor… Genelin göz ardı ettiği kötülükler ise gözümün önünde duruyor. Bakmadan edemiyorum. Çünkü orada… Bana tatlı tatlı bakıyor o kara köpek. Bu durumu böylelikle kabullenmiş oldum. Bundan sonra ne yazarsam yazayım, yazılarımın merkezinde kötülük, karamsarlık olacak. Sizlere gül bahçesi vaat edemeyeceğim.

Dürüstçe konuşmak gerekirse; benim bu karamsarlığım/karanlığım gerçeğin ne kadarını karşılıyor bilmiyorum. Çok ciddi bir yer kaplamadığına eminim… O yüzden peşinen belirteyim ki; ben sizlere gerçeği de vaat etmiyorum. Ben sadece gerçeğin bir parçasını(yani kocaman bir bütünün bir bölümünü) sizlere anlatacağım. O sebeple, siz var olmayan okuyucularım, kitap yüklü eşeklerim, beni çok ciddiye almayın, beni kafanıza takmayın. Ancak, Polyanna da olmayın. O sebeple söyleyeceklerim, hep aklınızın bir köşesinde bulunsun.

Kaleme alacağım bu metinlerin merkezinde, yukarıda ifade ettiğim gibi kötülük ve karamsarlık olacak. Kötü senaryolar, kabullenilmesi kolay olmayan gerçekler… Tabi ki, bütün bunlar hayata dair bütün olguların içinde mevcut… O yüzden bilgi dağarcığımda bulunan bütün konular üzerinden kötülüğü ve karamsarlığı anlatacağım… Sözgelimi, ben(yani geniş zamanda yazar/yazan) yüksek öğrenim tahsilimi hukuk alanında yaptım. O sebeple hukuk, hayatımın merkezine yakın bir yerlerde duruyor diyebilirim. Doğal olarak kötücül bakış açım hukuka dair bir şeyler söyleyecek size. Ancak kabul edilmesi gereken bir gerçektir ki; kimse yekpare değildir. İnsanın birçok yönü –genellikle- bulunur. Kişi hukukçu olmasının yanı sıra  aile babası, din adamı, ticaret adamı, arkadaş da olur. İşte, kişi nelerden mürekkep ise kötülük ve karamsarlık da oralardan sadır olur. Ben de çok yönlü bir kişilik olarak, sizlere kötülüğü ve karamsarlığı çok yönlü olarak sunmaya ve içinizi karartmaya çalışacağım. Karanlıklarda kalınız, karanlıklarınızın keyfini çıkarınız efendim. Haydi bismillah…

 

Burak Sertkaya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Post Navigation